2 Ağustos 2026 Pazar

İsviçre Milli Günü Ankara'da Coşkuyla Kutlandı-Yılmaz Parlar

  İsviçre Milli Günü Ankara'da Coşkuyla Kutlandı

Yapay Zekâ, Bilim Diplomasisi ve Güçlü Ekonomik Ortaklık Mesajları Damga Vurdu

İsviçre Konfederasyonu'nun 1 Ağustos Ulusal Günü dolayısıyla, İsviçre'nin Türkiye Büyükelçisi Guillaume Scheurer ve eşi Farin Scheurer ev sahipliğinde, 29 Temmuz 2026 Çarşamba akşamı Ankara'daki İsviçre Büyükelçiliği'nde görkemli bir resepsiyon düzenlendi.

Diplomasi, ekonomi, bilim ve akademi dünyasının önemli isimlerini buluşturan gece, Türkiye ile İsviçre arasında 100 yılı aşan dostluğun, güçlü ekonomik ortaklığın ve geleceğe yönelik yapay zekâ vizyonunun öne çıktığı anlamlı mesajlara sahne oldu.

Resepsiyona Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, yabancı misyon temsilcileri, milletvekilleri, akademisyenler, iş dünyasının önde gelen isimleri ve çok sayıda davetli katıldı.

Tören, Türkiye ve İsviçre milli marşlarının okunmasıyla başladı.

Büyükelçi Scheurer, "İnovasyon İsviçre'nin DNA'sıdır"

Konuşmasına davetlileri selamlayarak başlayan Büyükelçi Guillaume Scheurer, İsviçre'nin başarısının yalnızca ekonomik güçten ibaret olmadığını, bunun temelinde yenilikçilik, güven, istikrar ve gelenek bulunduğunu söyledi.

Esprili bir ifadeyle, geçen yıl olduğu gibi davetlilerin Mustafa Sandal'ı beklediğini belirten Scheurer,

"İsviçre, her yıl aynı programı sunsaydı üst üste dünyanın en yenilikçi ülkeleri arasında yer alamazdı."

diyerek inovasyon kültürünün ülkesinin en önemli karakteri olduğunu vurguladı.

Konuşmasında geleneksel Alp Boynuzu (Alphorn) müziğini de İsviçre'nin kültürel mirasının önemli bir sembolü olarak gösteren Scheurer, yüzyıllar boyunca bu enstrümanın dağlar arasında insanları birbirine bağlayan bir iletişim aracı olduğunu anlattı.

Yeni İletişim Devrimi Yapay Zekâdır

Büyükelçi Scheurer'in konuşmasının merkezinde ise yapay zekâ vardı.

Bugünün dünyasında yeni iletişim devriminin Yapay Zekâ olduğunu belirten Scheurer,

"Yapay zekâ büyük fırsatlar sunuyor. Ancak güven, sorumluluk ve uluslararası iş birliği olmadan bu potansiyel tam anlamıyla gerçekleşemez." ifadelerini kullandı.

Cenevre'nin artık yalnızca diplomasi merkezi değil, aynı zamanda küresel Yapay Zekâ yönetişiminin merkezi haline geldiğini belirten Scheurer, 2027 yılında düzenlenecek Geneva AI Summit (Cenevre Yapay Zekâ Zirvesi) öncesinde Türkiye ile birlikte yürütülecek "Road to Geneva" etkinliklerini duyurdu.

İsviçre-Türkiye Dostluğu Yeni Bir Döneme Giriyor

Büyükelçi Scheurer, iki ülke arasındaki ilişkilerin ortak değerler üzerine kurulduğunu belirterek dikkat çekici rakamlar paylaştı.

Bugün İsviçre'nin Türkiye'deki en büyük altıncı yabancı yatırımcı konumunda bulunduğunu ifade eden Scheurer,

Türkiye genelinde 200'den fazla İsviçre şirketinin faaliyet gösterdiğini,

İki ülke arasında her gün 31 direkt uçuş gerçekleştirildiğini,

Her yıl 2,7 milyondan fazla yolcunun Zürih, Basel ve Cenevre havaalanlarını kullandığını söyledi.

Turizm, eğitim, kültür ve iş dünyasının iki ülkeyi birbirine her geçen gün daha fazla yakınlaştırdığını belirten Scheurer, Türkiye'nin İsviçre Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu'ndan esinlenerek kabul ettiği hukuk sisteminin 100. yılını da özel olarak hatırlattı.

"Bu ortak hukuki miras, iki ülke arasındaki güvenin en kalıcı sembollerinden biridir."dedi.

Bozay, "Bugün Çok Yönlü ve Mükemmel Bir İlişki Düzeyindeyiz"

Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay ise yaptığı konuşmada İsviçre halkının Ulusal Günü'nü kutladı.

Bozay, zaman zaman zorlu dönemler yaşansa da bugün Türkiye ile İsviçre'nin çok güçlü ilişkiler kurduğunu belirterek,

"Bugün mükemmel ve çok yönlü bir ilişki yelpazesine sahibiz." ifadelerini kullandı.

Bozay, ekonomik ilişkilerin de son derece güçlü olduğunu belirterek iki ülke arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 18 milyar dolar seviyesine ulaştığını, İsviçre'den Türkiye'ye yapılan doğrudan yatırımların son yirmi yılda 5 milyar doları aştığını ifade etti.

Bilim Diplomasisinin Yüzü, Prof. Dr. Bilge Demirköz

Gecenin en anlamlı anlarından biri ise 2026 Tell Ödülü'nün takdim edilmesi oldu.

Büyükelçi Scheurer, Orta Doğu Teknik Üniversitesi İVMER Müdürü ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Bağımsız Yapay Zekâ Bilimsel Paneli üyesi Prof. Dr. Bilge Demirköz'e ödülünü takdim etti.

Scheurer, Demirköz'ü,

"İsviçre-Türkiye iş birliğinin en başarılı örneklerinden biri" olarak nitelendirirken; uluslararası yapay zekâ çalışmaları, parçacık fiziği, uzay bilimleri ve genç araştırmacılara verdiği destek nedeniyle ödüle layık görüldüğünü söyledi.

Prof. Dr. Bilge Demirköz, "Bilim Diplomasisi Geleceği Birlikte İnşa Etmektir"

Ödül konuşmasında Prof. Dr. Bilge Demirköz ise salondan uzun süre alkış aldı.

Cenevre'nin yalnızca diplomasi değil, aynı zamanda geleceğe bakış açısını temsil ettiğini ifade eden Demirköz,

Türkiye'nin CERN'e ortak üye olma sürecinde edindiği deneyimlerin bugün yapay zekâ alanındaki uluslararası iş birliklerine ışık tuttuğunu söyledi.

Konuşmasında dikkat çeken ifadeler kullanan Demirköz,

"Parçacık fiziğinden yapay zekâya geçiş sanıldığı kadar büyük değildir. Parçacık fiziğinde atom altı parçacıkların çarpışmasını inceliyoruz; bugün ise teknolojinin insanî değerlerle çarpışması halinde ne olacağını anlamaya çalışıyoruz." dedi.

Bilim diplomasisinin teknolojiye teslim olmak değil, teknolojiyi insanlık yararına yönlendirmek olduğunu vurgulayan Demirköz,

uluslararası iş birliği, etik değerler ve ortak aklın geleceğin en önemli anahtarları olacağını söyledi.

İsviçre'nin Başarısının Sırrı, İnovasyon ve Güven

Resepsiyonda verilen mesajlar, İsviçre'nin yalnızca finans ve bankacılık ülkesi olmadığını; inovasyon, bilim, teknoloji, hukuk ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında da küresel liderliğini sürdürdüğünü ortaya koydu.

Büyükelçi Scheurer'in konuşmalarında özellikle; inovasyon,  güven,  hukukun üstünlüğü,  uluslararası iş birliği, yapay zekâ yönetişimi, sürdürülebilir kalkınma, özel sektör dinamizmi başlıkları ön plana çıktı.

Ekonomik Ortaklık Güçleniyor

Türkiye ile İsviçre arasındaki ekonomik ilişkiler son yıllarda ivmesini artırmayı sürdürüyor.

İsviçre, Türkiye'nin önemli yatırımcı ülkeleri arasında yer alırken; ilaç, makine, kimya, finans, enerji, madencilik ve ileri teknoloji sektörlerinde faaliyet gösteren çok sayıda İsviçre şirketi Türkiye ekonomisine katkı sunuyor.

İki ülke arasında ihracat finansmanı, yeşil dönüşüm, temiz teknolojiler, biyoteknoloji, medikal teknolojiler ve yapay zekâ alanlarında geliştirilen yeni iş birlikleri ise ekonomik ilişkilerin geleceğine yönelik güçlü bir vizyon ortaya koyuyor.

Asırlık Dostluk, Ortak Gelecek

Ankara'daki resepsiyon, yalnızca bir milli gün kutlaması olmanın ötesinde; Türkiye ile İsviçre arasındaki 100 yılı aşkın diplomatik dostluğun, ortak hukuk mirasının, güçlü ekonomik bağların ve bilim diplomasisi ekseninde şekillenen yeni iş birliği döneminin sembolü olarak hafızalarda yer etti.

Yapay zekâdan sürdürülebilir kalkınmaya, bilim diplomasisinden ekonomik ortaklığa uzanan mesajlar, iki ülkenin geleceği birlikte inşa etme iradesini bir kez daha ortaya koydu. Özellikle Prof. Dr. Bilge Demirköz'e verilen 2026 Tell Ödülü ve "Road to Geneva" girişimi, Türkiye ile İsviçre arasında bilim ve teknoloji alanında yeni bir dönemin kapısını aralayan önemli adımlar olarak değerlendirildi.

yilmazparlar@yahoo.com

Swiss National Day Celebrated with Great Enthusiasm in Ankara

Artificial Intelligence, Science Diplomacy, and a Strong Economic Partnership Took Center Stage

On the occasion of the Swiss Confederation's National Day on August 1, the Ambassador of Switzerland to Türkiye, Guillaume Scheurer, and his wife Farin Scheurer hosted a distinguished reception at the Embassy of Switzerland in Ankara on the evening of Wednesday, July 29, 2026.

The event brought together leading figures from diplomacy, business, science, academia, and government, highlighting the more than one hundred years of friendship between Türkiye and Switzerland, their robust economic partnership, and a shared vision for the future driven by artificial intelligence and innovation.

Among the distinguished guests were Deputy Foreign Minister and Director for EU Affairs Ambassador Mehmet Kemal Bozay, ambassadors, members of parliament, academics, business leaders, and representatives of the diplomatic community.

The ceremony began with the national anthems of Türkiye and Switzerland.

Ambassador Scheurer: "Innovation Is in Switzerland's DNA"

Opening his remarks, Ambassador Guillaume Scheurer emphasized that Switzerland's success is built not only on economic strength but also on innovation, stability, reliability, trust, and tradition.

With a touch of humor, he noted that many guests were expecting another performance by Turkish pop star Mustafa Sandal, as in the previous year.

"Switzerland would not have been ranked among the world's most innovative countries year after year if we presented exactly the same program every year."

He also highlighted the traditional Swiss alphorn, describing it as a cultural symbol that connected people across mountains and valleys for centuries before today's digital era.

"Artificial Intelligence Is the New Communication Revolution"

Artificial intelligence formed the centerpiece of Ambassador Scheurer's address.

He described AI as the world's new communication revolution, stressing that while it offers extraordinary opportunities, its full potential can only be realized through trust, responsibility, and international cooperation.

Scheurer underlined that Geneva has evolved into a global hub for AI governance, bringing together governments, academia, businesses, and civil society to shape responsible artificial intelligence.

Looking ahead to the Geneva AI Summit 2027, he announced the launch of the "Road to Geneva" initiative in cooperation with Turkish partners, aimed at strengthening innovation ecosystems and promoting international dialogue on AI.

A New Chapter in Swiss-Turkish Relations

Ambassador Scheurer also shared significant milestones reflecting the strength of bilateral relations.

He noted that Switzerland is currently the sixth-largest foreign investor in Türkiye, with more than 200 Swiss companies operating across the country.

He further highlighted that:

31 direct flights connect Türkiye and Switzerland every day.

More than 2.7 million passengers travel annually through the airports of Zurich, Basel, and Geneva.

Tourism, education, business cooperation, and cultural exchanges continue to deepen the ties between the two nations.

Scheurer also commemorated the 100th anniversary of Türkiye's adoption of the Civil Code and Code of Obligations inspired by Swiss law, describing this shared legal heritage as a lasting symbol of mutual trust.

"This common legal heritage remains one of the strongest symbols of confidence and cooperation between our two countries."

Bozay: "Today We Enjoy an Excellent and Multifaceted Partnership"

Deputy Foreign Minister and Director for EU Affairs Ambassador Mehmet Kemal Bozay congratulated the Swiss people on their National Day and praised the outstanding level of bilateral relations.

He emphasized that despite occasional challenges in the past, Türkiye and Switzerland today enjoy an excellent, multidimensional partnership.

Bozay also underlined the impressive economic relationship, noting that bilateral trade has reached approximately 18 billion US dollars, while Swiss foreign direct investment in Türkiye has exceeded 5 billion US dollars over the past two decades.

Professor Bilge Demirköz Honored with the 2026 Tell Award

One of the highlights of the evening was the presentation of the 2026 Tell Award to Professor Bilge Demirköz, Director of METU's Center for Innovation and Entrepreneurship (İVMER) and a member of the United Nations International Independent Scientific Panel on Artificial Intelligence.

Presenting the award, Ambassador Scheurer described Professor Demirköz as:

"One of the finest examples of Swiss-Turkish cooperation."

He praised her internationally recognized contributions to artificial intelligence, particle physics, space science, and her dedication to mentoring the next generation of researchers.

Professor Demirköz: "Science Diplomacy Means Building the Future Together"

Receiving the award, Professor Demirköz delivered an inspiring speech that received prolonged applause.

She explained that Geneva represents not only diplomacy but also a way of looking toward the future.

Reflecting on Türkiye's journey toward CERN associate membership, she noted that the experience continues to inspire international cooperation in artificial intelligence.

In one of the evening's most memorable remarks, she stated:

"The transition from particle physics to artificial intelligence is not as dramatic as it may seem. In particle physics, we study collisions between subatomic particles. Today, we seek to understand what happens when rapidly advancing technology collides with human values."

Professor Demirköz emphasized that science diplomacy is not about allowing technology to determine humanity's future but about ensuring that ethics, international cooperation, curiosity, and shared human values guide technological progress.

Innovation and Trust: The Foundations of Switzerland's Success

The reception showcased Switzerland not only as a global financial center but also as a leader in innovation, science, technology, law, sustainability, and responsible AI governance.

Throughout his address, Ambassador Scheurer consistently emphasized: Innovation Trust, Rule of law, International cooperation, Responsible AI governance ,Sustainable development, Private-sector leadership

Economic Partnership Continues to Grow

Economic cooperation between Türkiye and Switzerland continues to expand steadily.

Swiss companies play an important role in Türkiye across sectors including pharmaceuticals, machinery, chemicals, finance, energy, mining, and advanced technologies.

Emerging collaborations in export finance, green transformation, clean technologies, biotechnology, medical technologies, and artificial intelligence are opening new opportunities and strengthening the long-term strategic partnership between the two countries.

A Century of Friendship, A Shared Future

More than a National Day celebration, the reception symbolized over a century of diplomatic friendship, legal cooperation, economic partnership, and scientific collaboration between Türkiye and Switzerland.

The evening's messages—from artificial intelligence and sustainable development to science diplomacy and innovation—demonstrated the shared determination of both nations to build the future together.

The presentation of the 2026 Tell Award to Professor Bilge Demirköz, together with the launch of the Road to Geneva initiative, marked another significant milestone in strengthening Swiss-Turkish cooperation in science, technology, and artificial intelligence.

yilmazparlar@yahoo.com

23 Temmuz 2026 Perşembe

Atilla Çilingir'in Kaleminden Kıbrıs'ın Hafızası-Yılmaz Parlar

 Tarihe Işık Tutan Eserler Geleceğe Miras Oluyor

52. Yıl Resepsiyonunda Tarihle Buluşma

Atilla Çilingir Anlattı,  Tarih Adeta Yeniden Canlandı

Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52. yıl dönümü dolayısıyla KKTC İstanbul Başkonsolosluğu ile Kıbrıs Türk Kültür Derneği (KTKD) İstanbul Şubesi'nin ev sahipliğinde Artİstanbul Feshane'de düzenlenen resepsiyonda, Kıbrıs Barış Harekâtı Gazisi, emekli yarbay ve yazar Atilla Çilingir ile uzun ve samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

Atilla Çilingir bana, son eseri "Sonsuz Sevda" başta olmak üzere Kıbrıs üzerine kaleme aldığı kitapların yazılış hikâyelerini, yaşadığı savaş günlerini ve yıllar içinde biriktirdiği unutulmaz hatıraları anlattı.

Sohbetimiz sırasında, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın bilinmeyen yönlerini, Türk askerinin fedakârlıklarını ve Kıbrıs Türk halkının verdiği varoluş mücadelesini büyük bir içtenlikle paylaştı. Ayrıca Kıbrıs'ı konu alan kitaplarından birini de şahsıma imzalayarak armağan etti.

Sohbet ilerledikçe, Atilla Çilingir'in sadece bir gazi ve yazar değil; yaşadığı olayları belgeleyen, Türk milletinin hafızasını gelecek kuşaklara aktaran önemli bir tarih tanığı olduğu daha da net ortaya çıktı.

Kaleme aldığı her eser, Kıbrıs Türklerinin mücadelesini, Mehmetçiğin kahramanlığını ve savaşın insani yönünü gelecek nesillere aktaran değerli bir belge niteliği taşıyor.

Sadece Roman Yazmıyor, Tarihi Belgeliyor

Atilla Çilingir'in eserleri, sıradan birer roman ya da anı kitabı olmanın çok ötesinde bir değere sahip. O, cephede yaşadığı gerçekleri, Kıbrıs Türk halkının verdiği varoluş mücadelesini ve Mehmetçiğin fedakârlığını, tarihî belgeler niteliğinde gelecek kuşaklara aktarıyor.

Her kitabı; savaşın bilinmeyen yönlerini, insan hikâyelerini, kahramanlıkları ve Kıbrıs Türklerinin verdiği özgürlük mücadelesini yalın ama etkileyici bir anlatımla kayıt altına alıyor. Bu yönüyle eserleri, tarihçiler, araştırmacılar ve genç nesiller için önemli başvuru kaynakları arasında yer alıyor.

"Sonsuz Sevda" ile Savaşın İçinde İnsan Hikâyesi

Çilingir'in son eseri "Sonsuz Sevda", çocukluk yıllarında başlayan büyük bir aşkın; İstanbul'dan Amerika'ya, oradan Kıbrıs Barış Harekâtı'nın zorlu günlerine uzanan etkileyici yolculuğunu anlatıyor.

Roman, yalnızca bir aşk hikâyesi değil; kader, özlem, fedakârlık ve vatan sevgisinin iç içe geçtiği duygu yüklü bir anlatı sunuyor. Savaşın sert yüzüyle insanın en derin duygularını buluşturan eser, okuyucusunu hem tarihin hem de insan ruhunun derinliklerine götürüyor.

Kıbrıs Davasının Yazılı Hafızası

Atilla Çilingir'in kaleme aldığı eserler arasında;

TMT "Ölmek Var, Dönmek Yok"

O Gece

Kıbrıs / Yes Be Annem

Elveda Kıbrıs

Girne'den Doğan Güneş

Tarihten Gelen Çığlık – Kıbrıs'ta Soykırım

Özgürlük Nefesi

gibi birbirini tamamlayan önemli çalışmalar bulunuyor. Bu eserlerde, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acılar, TMT'nin fedakârlıkları, Barış Harekâtı'nın bilinmeyen yönleri ve savaşın insani boyutu güçlü bir anlatımla okuyucuya aktarılıyor.

Tarih Unutulursa Aynı Acılar Tekrar Yaşanabilir

Çilingir'in eserlerinin ortak mesajı son derece açık: Tarihini bilmeyen toplumlar geleceğini sağlıklı inşa edemez.

Yazar, özellikle genç kuşakların Kıbrıs meselesini doğru kaynaklardan öğrenmesinin önemine dikkat çekiyor. Kitaplarında yalnızca askerî başarıları değil; barışı, insanlığı, kardeşliği ve özgürlüğün bedelini de güçlü örneklerle anlatıyor.

Gelecek Kuşaklara Bırakılan En Değerli Miras

Atilla Çilingir'in eserleri, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın ve Kıbrıs Türk halkının verdiği varoluş mücadelesinin unutulmaması adına büyük önem taşıyor.

Bugün birçok tarihî olay yalnızca arşiv belgelerinde kalırken, Çilingir yaşadığı olayları bizzat tanıklık eden bir komutan olarak kaleme alıyor. Bu yönüyle eserleri, yalnızca edebiyat dünyasına değil; Türk tarihine, millî hafızaya ve akademik çalışmalara da değerli katkılar sunuyor.

Kıbrıs'ın dününü anlamak, bugünkü kazanımlarını doğru değerlendirmek ve gelecek nesillere sağlam bir tarih bilinci bırakmak isteyen herkes için Atilla Çilingir'in kitapları okunması gereken önemli kaynaklar arasında yer alıyor.

yilmazparlar@yahoo.com

The Memory of Cyprus Through the Pen of Atilla Çilingir

Works That Illuminate History Become a Legacy for Future Generations

A Reunion with History at the 52nd Anniversary Reception

Atilla Çilingir Spoke – History Came Alive Once Again

On the occasion of the 52nd Anniversary of the Cyprus Peace Operation, a magnificent reception was hosted by the Consulate General of the Turkish Republic of Northern Cyprus (TRNC) in Istanbul and the Istanbul Branch of the Cyprus Turkish Cultural Association (KTKD) at Artİstanbul Feshane. During the event, I had the privilege of having a long and sincere conversation with Atilla Çilingir, a veteran of the Cyprus Peace Operation, retired lieutenant colonel, and distinguished author.

Atilla Çilingir shared with me the inspiring stories behind his books on Cyprus, especially his latest novel, "Endless Love (Sonsuz Sevda)," as well as his unforgettable memories from the war and the experiences he has accumulated throughout the years. During our conversation, he sincerely spoke about the lesser-known aspects of the Cyprus Peace Operation, the sacrifices made by Turkish soldiers, and the determined struggle of the Turkish Cypriot people for survival. He also kindly presented me with an autographed copy of one of his books dedicated to Cyprus.

As our conversation continued, it became increasingly clear that Atilla Çilingir is not only a decorated veteran and accomplished author but also an important witness to history who has devoted himself to documenting real events and preserving the collective memory of the Turkish nation. Every book he has written serves as a valuable historical record, carrying the heroism of the Turkish Armed Forces, the courage of the Turkish Cypriot people, and the human dimension of war to future generations.

More Than a Novelist – A Guardian of History

Atilla Çilingir's works are far more than ordinary novels or memoirs. Through his books, he records the realities he personally witnessed on the battlefield, the struggle of the Turkish Cypriot people for existence, and the extraordinary sacrifices of the Turkish soldier, transforming these experiences into enduring historical documents.

Each of his books carefully preserves untold stories of war, inspiring human experiences, acts of heroism, and the Turkish Cypriots' fight for freedom through a simple yet deeply compelling narrative. For this reason, his publications have become significant reference sources for historians, researchers, and younger generations seeking to understand the truth behind Cyprus.

"Endless Love" – A Human Story Amid War

Çilingir's latest novel, "Endless Love (Sonsuz Sevda)," follows the emotional journey of a childhood romance that stretches from Istanbul to the United States and ultimately to the harsh realities of the Cyprus Peace Operation.

The novel is much more than a love story. It is a powerful narrative where destiny, longing, sacrifice, patriotism, and hope intertwine. By combining the brutality of war with the deepest emotions of humanity, the book takes readers on an unforgettable journey through both history and the human soul.

The Written Memory of the Cyprus Cause

Among Atilla Çilingir's remarkable works are:

TMT – "There Is Death, No Turning Back"

That Night

Cyprus / Yes Be Annem

Farewell Cyprus

The Sun Rising from Kyrenia

A Cry from History – Genocide in Cyprus

Breath of Freedom

Together, these publications form a comprehensive literary collection documenting the suffering of the Turkish Cypriot people, the sacrifices of the Turkish Resistance Organization (TMT), the untold realities of the Cyprus Peace Operation, and the human side of war. They preserve historical truths while honoring those who fought for freedom.

History Repeats Itself When It Is Forgotten

The central message found throughout Çilingir's works is both simple and powerful:

A nation that does not know its history cannot build its future with confidence.

The author places particular emphasis on educating younger generations about the Cyprus issue through accurate historical sources. His books do not merely celebrate military victories; they also highlight peace, humanity, brotherhood, courage, and the true cost of freedom through compelling real-life experiences.

A Priceless Legacy for Future Generations

The literary works of Atilla Çilingir hold immense importance in preserving the memory of the Cyprus Peace Operation and the Turkish Cypriot people's struggle for survival.

While many historical events remain confined to archives, Çilingir writes as a commander who personally experienced the events he describes. This unique perspective transforms his books into invaluable contributions not only to literature but also to Turkish history, national memory, and academic research.

For anyone wishing to understand Cyprus's past, appreciate today's achievements, and help pass on a strong sense of historical awareness to future generations, the books of Atilla Çilingir stand among the most valuable and essential sources available.

yilmazparlar@yahoo.com

30 Haziran 2026 Salı

Seçim Öncesi Vatandaşlık Tartışması-Yılmaz Parlar

  

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ'dan Gündem Sarsan Uyarı

Özdağ'dan Çarpıcı İddia; "Milyonlarca Suriyeliye Vatandaşlık Verilmesi Şaşırtıcı Olmayacak"

Özdağ'ın Açıklaması Sonrası Gözler Vatandaşlık Politikalarında

Sosyal medyada gündem olan açıklama yeni bir tartışmayı başlattı… Uzmanlar, kitlesel vatandaşlık uygulamalarının uzun vadeli etkilerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, seçimlerden önce Türkiye'deki milyonlarca Suriyeliye vatandaşlık verilmesinin "hiç şaşırtıcı olmayacağını" öne sürdü. Açıklama kısa sürede siyasi gündemin en çok konuşulan başlıklarından biri oldu.

Özdağ paylaşımında, Mustafa Çiftçi ile Nuh Yılmaz'ın son açıklamalarını peş peşe sıralayarak bunların "entegrasyon" yönünde bir politika değişikliğine işaret ettiğini savundu.

Uzmanlar Ne Diyor?

Kitlesel vatandaşlık kararlarında hangi riskler tartışılıyor?

Göç hukuku, siyaset bilimi ve kamu yönetimi alanında yapılan akademik değerlendirmelerde, çok geniş ölçekli vatandaşlık politikalarının uygulanması halinde şu başlıkların kamuoyunda tartışılabileceği belirtilmektedir; seçim süreçleri üzerindeki etkiler, nüfus yapısındaki değişimin kamu politikalarına yansıması, eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik hizmetleri üzerindeki yük, konut ve iş gücü piyasasında oluşabilecek baskılar, toplumsal uyum ve entegrasyon sürecinin yönetilmesi, siyasi kutuplaşmanın artma ihtimali.

Bu başlıklar, farklı ülkelerde akademik literatürde tartışılan olası etkiler olup, her ülke için aynı sonucun ortaya çıkacağı anlamına gelmemektedir.

Tarihte Benzer Tartışmalar Yaşandı mı?

Tarihçiler ve siyaset bilimciler, kitlesel vatandaşlık veya nüfus politikalarının farklı ülkelerde zaman zaman siyasi tartışmalara yol açtığını hatırlatıyor.

Sovyetler Birliği Dönemi

Bazı bölgelerde uygulanan nüfus yer değiştirme politikalarının uzun vadede etnik ve siyasi gerilimleri artırdığı yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır.

Baltık Ülkeleri

Bağımsızlık sonrasında vatandaşlık politikaları uzun süre siyasi tartışma konusu olmuş, seçim sistemi ve vatandaşlık kriterleri yeniden düzenlenmiştir.

Körfez Ülkeleri

Bazı ülkelerde vatandaşlığa kabul son derece sınırlı tutulurken, yabancı iş gücü uzun yıllar vatandaşlık hakkı olmadan yaşamaktadır. Bunun gerekçesi olarak demografik dengenin korunması gösterilmektedir.

Avrupa

Almanya, Fransa ve Hollanda gibi ülkelerde entegrasyon politikaları, göç ve vatandaşlık süreçleri uzun yıllardır kamuoyunda tartışılan konular arasında yer almaktadır.

Olası Etkiler Neler Olabilir?

İddialar gerçekleşirse hangi başlıklar gündeme gelebilir?

Uzmanların farklı değerlendirmelerine göre; seçmen sayısında değişim yaşanabilir, siyasi partilerin seçim stratejileri farklılaşabilir, kamu harcamalarında yeni planlamalara ihtiyaç duyulabilir, sosyal uyum politikalarının önemi artabilir, vatandaşlık hukukuna ilişkin yeni tartışmalar gündeme gelebilir.

Bu değerlendirmeler olası senaryolara ilişkindir; gerçekleşip gerçekleşmeyeceği siyasi kararlar ve hukuki süreçlere bağlıdır.

Hukuki Boyut

Türkiye'de vatandaşlık verilmesi ve vatandaşlığın kazanılması 5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu kapsamında düzenlenmektedir. Vatandaşlık işlemleri idari kararlar ve ilgili mevzuat çerçevesinde yürütülmektedir.

yilmazparlar@yahoo.com

Pre-Election Citizenship Debate

A Striking Warning from Zafer Party Chairman Prof. Dr. Ümit Özdağ

Özdağ's Remarkable Claim: "It Would Not Be Surprising if Millions of Syrians Were Granted Turkish Citizenship"

Following Özdağ's Statement, Attention Turns to Turkey's Citizenship Policies

A statement that quickly became a trending topic on social media has sparked a new national debate. Experts emphasize that the long-term implications of large-scale citizenship policies should be carefully assessed.

Zafer Party Chairman Prof. Dr. Ümit Özdağ stated on his social media account that it "would not be surprising" if millions of Syrians living in Türkiye were granted Turkish citizenship before the next elections. His remarks rapidly became one of the most widely discussed issues on the country's political agenda.

In his post, Özdağ referred to recent statements by Interior Minister Mustafa Çiftçi and Turkey's Ambassador to Damascus Nuh Yılmaz, arguing that these developments indicate a policy shift toward the "integration" of Syrians rather than their return.

What Do Experts Say?

What Are the Debated Risks of Large-Scale Citizenship Policies?

According to academic studies in migration law, political science, and public administration, the implementation of large-scale citizenship policies may raise public debate over several issues, including: Their potential impact on electoral processes; Demographic changes and their influence on public policy, Increased pressure on education, healthcare, and social security systems, Greater demand in housing and labor markets, The management of social cohesion and integration, The possibility of heightened political polarization.

Experts note that these are issues discussed in international academic literature and should not be interpreted as inevitable outcomes for every country.

Have Similar Debates Occurred in History?

Historians and political scientists point out that large-scale citizenship policies and demographic changes have periodically generated political debate in various countries.

The Soviet Union

Population relocation policies implemented in certain regions have been cited by some scholars as contributing to long-term ethnic and political tensions.

The Baltic States

Following independence, citizenship policies remained politically controversial for years, leading to reforms in electoral systems and citizenship regulations.

The Gulf States

Several Gulf countries maintain highly restrictive naturalization policies while allowing foreign workers to reside for decades without citizenship. These policies are often justified as measures to preserve demographic balance.

Europe

Countries such as Germany, France, and the Netherlands have debated immigration, integration, and citizenship policies for many years, making them recurring issues in public discourse.

What Could Be the Possible Consequences?

If Such Claims Materialize, What Issues Could Arise?

According to various expert assessments, potential consequences could include; Changes in the size of the electorate, Shifts in political parties' electoral strategies, The need for additional public spending and planning, Increased emphasis on social integration policies, New legal and constitutional debates regarding citizenship.

These assessments represent possible scenarios discussed by experts and should not be interpreted as predictions. Whether such outcomes occur would depend on future political decisions and legal processes.

The Legal Framework

In Türkiye, the acquisition and granting of citizenship are governed by Law No. 5901 on Turkish Citizenship. Citizenship procedures are carried out in accordance with administrative decisions and the applicable legal framework.


yilmazparlar@yahoo.com

25 Haziran 2026 Perşembe

İstanbul Boğazı’nda Engelliler Merkezi-Yılmaz Parlar

  

Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi Projesine Cumhurbaşkanı Desteği

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği’nin Vizyonu Türkiye’yi Küresel Bir Merkeze Taşıyor

Dünyada engelli bireylerin haklarının korunması, sosyal yaşama tam ve eşit katılımının sağlanması ve uluslararası farkındalığın artırılması adına atılacak en önemli adımlardan biri olarak gösterilen Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi Projesi için tarihi bir süreç başladı.

İstanbul Boğazı’nda kurulması planlanan Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi, yalnızca Türkiye için değil, dünya engelli politikaları açısından da örnek gösterilecek bir uluslararası merkez olma özelliği taşıyor.

Projenin hayata geçmesiyle birlikte İstanbul, engelli hakları, erişilebilirlik, eğitim, sosyal kalkınma ve uluslararası iş birliği alanlarında küresel ölçekte önemli bir diplomasi merkezi haline gelecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Destek

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği Başkanı ve iş insanı Halil Sert, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın grup toplantısına katılarak yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Gerçekleşen görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği tarafından yürütülen çalışmaları takdir ettiği ve projeye yönelik olumlu yaklaşım sergilediği ifade edildi.

Halil Sert yaptığı değerlendirmede, Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi'nin Cumhurbaşkanı'nın desteğiyle İstanbul’da hayata geçirilmesi için çalışmaların hızlandırılacağını belirterek şu mesajı verdi:

"Türkiye, engelli bireylerin haklarının korunması ve geliştirilmesi konusunda dünyanın örnek aldığı ülkelerden biri olmaya devam edecektir. İstanbul’da kurulacak Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi, insanlık adına çok büyük bir kazanım olacaktır."

Senatör Serkan Bayram’ın Öncülüğünde Hayata Geçecek

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği’nin güçlü desteği ve Senatör Serkan Bayram’ın öncülüğünde yürütülen proje, engelli bireylerin uluslararası platformlarda daha güçlü temsil edilmesini amaçlıyor.

Kurulacak merkezin; uluslararası konferanslara, eğitim programlarına, sosyal projelere ve engelli hakları alanındaki küresel çalışmalara ev sahipliği yapması hedefleniyor.

Aynı zamanda merkezin, farklı ülkelerden uzmanları, diplomatları ve sivil toplum kuruluşlarını İstanbul’da buluşturarak yeni iş birliklerinin önünü açacağı belirtiliyor.

Halil Sert, “Bu Proje İnsanlık İçin Bir Sorumluluktur”

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği Başkanı Halil Sert, projeyi yalnızca bir yatırım veya kurumlaşma çalışması olarak görmediklerini belirterek, bunun insanlık adına üstlenilmiş bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

Sert, “İstanbul’un kalbinde kurulacak Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi, milyonlarca engelli bireyin sesi olacak. Bu proje, eşitlik, erişilebilirlik ve insan onuruna verilen değerin somut bir göstergesi olacaktır. Cumhurbaşkanımızın desteğiyle bu hayalin gerçeğe dönüşeceğine inanıyoruz” dedi.

Türkiye Küresel Bir Merkez Olmaya Hazırlanıyor

Dünya diplomasisinde etkinliği her geçen gün artan Türkiye, bu projeyle birlikte yalnızca siyasi ve ekonomik alanda değil, sosyal sorumluluk ve insan hakları alanlarında da öncü ülkeler arasındaki yerini daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği’nin öncülüğünde yürütülen bu tarihi girişim, İstanbul’u engelli hakları konusunda dünyanın en önemli buluşma noktalarından biri haline getirecek ve Türkiye’nin uluslararası itibarı açısından yeni bir dönemin kapılarını aralayacak.

İstanbul Boğazı’nda yükselecek Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi, yalnızca bir bina değil; umut, eşitlik, erişilebilirlik ve insanlık vicdanının sembolü olacak.

yilmazparlar@yahoo.com

Historic Step on the Bosphorus

Presidential Support for the United Nations Disability Center Project

DMW International Diplomatic Union’s Vision Positions Türkiye as a Global Hub

A historic process has begun for the United Nations Disability Center Project, regarded as one of the most significant initiatives aimed at protecting the rights of persons with disabilities, ensuring their full and equal participation in society, and increasing global awareness on disability issues.

The United Nations Disability Center, planned to be established on the Bosphorus in Istanbul, is set to become not only a landmark project for Türkiye but also a model international institution in the field of global disability policies.

Once completed, the project will transform Istanbul into a major international center for diplomacy, disability rights, accessibility, education, social development, and international cooperation.

Support from President Erdoğan

Halil Sert, President of the DMW International Diplomatic Union and a prominent businessman, attended President Recep Tayyip Erdoğan’s parliamentary group meeting and provided information about the ongoing initiatives.

During the meeting, President Erdoğan reportedly expressed his appreciation for the work carried out by the DMW International Diplomatic Union and demonstrated a positive approach toward the project.

In his statement, Halil Sert emphasized that efforts to establish the United Nations Disability Center in Istanbul would be accelerated with the support of the President, saying:

"Türkiye will continue to be among the countries that set an example for the world in protecting and advancing the rights of persons with disabilities. The United Nations Disability Center to be established in Istanbul will be a tremendous achievement for humanity."

To Be Realized Under the Leadership of Senator Serkan Bayram

Supported strongly by the DMW International Diplomatic Union and led by Senator Serkan Bayram, the project aims to strengthen the representation of persons with disabilities on international platforms.

The center is expected to host international conferences, educational programs, social initiatives, and global projects focused on disability rights.

It is also envisioned as a meeting point where experts, diplomats, and civil society organizations from around the world can come together in Istanbul, fostering new partnerships and international cooperation.

Halil Sert: “This Project Is a Responsibility to Humanity”

Halil Sert, President of the DMW International Diplomatic Union, stressed that the initiative should not be viewed merely as an investment or institutional project, but as a responsibility undertaken for the benefit of humanity.

Sert stated:

"The United Nations Disability Center to be established in the heart of Istanbul will become the voice of millions of persons with disabilities. This project will stand as a concrete symbol of equality, accessibility, and respect for human dignity. With the support of our President, we believe this vision will become a reality."

Türkiye Prepares to Become a Global Center

As Türkiye continues to strengthen its role in international diplomacy, this project is expected to further reinforce the country's leadership not only in political and economic fields but also in social responsibility and human rights.

This historic initiative, carried forward under the leadership of the DMW International Diplomatic Union, will make Istanbul one of the world's most important meeting points for disability rights and open a new chapter in Türkiye’s international standing.

The United Nations Disability Center that will rise on the shores of the Bosphorus will be more than a building; it will become a symbol of hope, equality, accessibility, and the conscience of humanity

yilmazparlar@yahoo.com